Çocuk işte engel değil zenginlik

Çocuk işte engel değil zenginlik

Oğlum dünyaya geldikten sonra gerek kurumum gerekse yöneticilerim 'anne'lik sıfatıma hep saygı duydu. Ben de bunu istismar etmeden çalışmaya gayret ettim....

1483 Kez Okundu
08 Mayıs 2016 Pazar 13:53
loading...
İş dünyasının zirvesindeki kadınlar şirketleri ve ekipleri yönetirken, aile yaşamlarının da kaptanı durumunda. Çocuklarını büyütürken zorluklar yaşamışlar ama bu kariyer yapmalarına engel olmamış. Onlara göre annelik bir avantaj

Oğlum dünyaya geldikten sonra gerek kurumum gerekse yöneticilerim 'anne'lik sıfatıma hep saygı duydu. Ben de bunu istismar etmeden çalışmaya gayret ettim. Ama şunu biliyorum ki, her annenin işi ve çocuğu arasında kaldığı, vicdan sıkışıklığı yaşadığı anlar olmuştur. Akşam katılmak için can attığım bir davete, sırf oğlumu görmek için gitmediğim, hafta sonu yapılacak bir seyahate oğlum Emre'nin basket antremanını kaçırırım diye gitmediğim çoktur. Çalışan annelik böyle bir şey. Hafta içi mesai biter, hafta sonu başlar. Ben yaptığım iş itibariyle şanslı annelerdenim. Ama her kadın öyle değil... Hele iş dünyasında... Kurumlarında onlarca kişiyi yönetip, milyon dolarlık anlaşmalara imza atan demirlady'lerden söz ediyorum. Yaptıkları iş stresli, yoğun ve yorucu. Ama işten çıktıklarında mesaileri bitmiyor. Çünkü anneler... Türkiye'nin en güçlü kadın yöneticileri sıralamasında her daim yerini alan kadınlarla buluştuk. Bir araya getirdiğimiz işkadınları aynı zamanda Yönetim Kurulunda Kadın programının birer üyesi. Organizasyonun başında Hande Yaşargil var. Bir araya geldiğimiz kadınlara iş hayatında, erkek patronlar dünyasında kendilerine yer açarken bir yandan da anneliği nasıl idare ettiklerini sorduk. Biraraya geldiğimiz iş dünyasının önemli kadınlarıyla Four Seasons Hotel'in kral dairesinde buluştuk. Onlara yoğun tempoları arasında biraz nefes aldırmak istedik. Söz konusu kadın ve anne olunca ilk iş birbirimize çocuklarımızın fotoğraflarını göstermek oldu. Sıcak başlayan sohbetimiz harika bir fotoğraf çekimiyle sürdü.
ÇOCUK İŞTE ENGEL DEĞİL ZENGİNLİK

En çok kendimi erteledim
Canan Erçelik Borusan Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı

14 ve 23 yaşlarında iki çocuğu var Canan Erçelik'in. "Ben x, kızım y, oğlum z kuşağı" diye tarif ediyor evdeki kaosu... Kızına tam da hayal ettikleri bir dönemde sahip olduğunu, oğlununsa yıllar sonra gelen bir sürpriz olduğunu belirtiyor. "Annelik kimliğim zaman içinde gelişti ve dönüştü. Yaş farkıyla gelen oğlumda anneliğimi temize çektim. Özel ve iş yaşamı daha dengeli, daha az kaygılı, eğlenceli ve esnek biri haline dönüştüm. Kızımla geçirdiğimse hayat telaşımızın, ekonomik kaygıların çok, zamanın az olduğu, kendimden çok kitap ve öğretilere kulak verdiğim bir süreçti. Yine de zaman içinde kalpten, özü sağlam bir ilişki kurabildiğimiz için mutlu ve kıvançlıyım. Çocuklar büyüdükçe benim ayırabildiğim zaman denkleminin, ilerleyen yıllarda onların bana ayırdığı zaman denklemine de döndü. Kadın iş hayatında çok kimlikli ve çoklu sorumluluk sahibi olarak varlığını sürdürüyor. Ve tamamında da yüksek performans beklentisiyle karşı karşıya kalıyor. Yapısı gereği bir de sarıldığı bu ateşin üzerine körükle gidiyor. Buyrun yaşam boyu mücadele platformu! Benim için de öyleydi. Ben en çok kendimi erteledim ya da geç kaldım. Kendimle hiç gurur duymadığım anılarım var. Bir dönem duygu ve kadınsal özelliklerimi bastırarak erkekler dünyasına tutunmaya çalıştım. Bunun beni güçsüzleştirdiğini ancak iyi bir taklit olduğumu algılamam zaman aldı. İlk çocuğumda çok savruldum. Adeta imece usulü büyüdü kızım. Annem, ağabeyim, ekip elemanlarım hatta yetemediğimiz yerlerde onların aileleri bakımında destek oldu. Ev ve iş arasındaki dengeyi oturtmak hiç kolay olmadı. Artık daha farkında, daha kontrollü ve tercih yaparak sürdürebiliyorum her şeyi. Değişmem için fazlasıyla bedel ödemem gerekti. Fiziksel olarak tıkanmam hatta sağlık problemleri yaşar hale gelmem, kızımın bebeklik evresininde kaçırdıklarımdan sonra, ergenlik evresinde de böyle devam ederse ortaya çıkabilecek bir ilişki boşluğunu anlamam, ikinci bir evlat sahibi olma sürecine girmem değişimimde kritik aşamalarımdı. Tabii ki yaş almayla gelen deneyim, ekonomik şartların gelişimi ve kişisel farkındalık boyutlarındaki olumlu gelişim dengeleyici faktörler oldu.

İŞ HAYATINA KATKISI BÜYÜK
Şu an hayatıma dair bir öncelik sıralaması versem, ailem ilk sırayı alır. Bu önceliğin hakkını veriyor muyum onu bilmiyorum. Bununla beraber zamanla kendimi de önceliklendirmeyi ve yaşamın her boyutu ile bir bütün olduğunu ve ancak o noktada dolu dolu anlam bulduğunu söylemeliyim. Eşimin bana olan desteği ve çocuklarımız konusundaki rol ve sorumluluk paylaşımları olmasaydı ben bugünkü kariyer çizgimde olmazdım. Ayrıca güçlü anneliğin iş kadınlığını, iş kadını kimliğinin anneliği geliştirdiğinin altını çizmeliyim. Çocuklarımın ilerleyen yaşlarda bundan ilham aldığını görüyorum. İş dünyasındaki annelere akışa kapılıp kontrolü kaybetmemelerini öneririm. Eşlerini hayat arkadaşı yapmalarını, iş hayatında kadın özelliklerini baskılamadan kendileri gibi varolmalarını, çocuklarına karşı vicdan azabı sarmalından çıkıp kendilerine haksızlık etmeden "anı" yaşamaya, içten kalpten bağ kurmaya çalışmalarını öneririm. Dünyanın olumlu yönde değişebilmesi için kadının rolünün ve etkisinin artması gerekiyor. Sadece iş dünyasında en tepede değil, politikada ve hayatın her alanında kadının varlığı, tanınması ve etkisi artarsa dünya daha yaşanır, daha adil, daha etik, daha güzel olur inancındayım."

Oğlum için programımı değiştiriyorum
Ebru Dormen MV Holding CEO

Ebru Dorman'ın 10 yaşında bir oğlu var. Dorman, yoğun iş hayatından ona ayırdığı zamanları en iyi şekilde değerlendirmeye özen gösteriyor. "Bir yandan anne olmayı çok istiyordum, bir yandan da Londra'da ailemden uzak yaşarken ve uluslararası bir rolde yoğun bir tempoda çalışırken acaba nasıl altından kalkarım diye düşünüyordum. İyi ki cesaretim ağır basmış. Anne olmak hayatın bana en güzel hediyesi oldu. Oğlum doğduktan sonra uluslararası rolümden İngiltere operasyonunda farklı bir role geçtim ve iş seyahatlerimi mümkün olduğu ölçüde azalttım. Sonraki kariyer adımlarımda da çok seyahat gerektirmeyen roller seçtim. İşimi çok sevdiğim ve önemsediğim için bazen olması gerekenden fazla ev hayatımın içine girebiliyor. Ama diğer taraftan, gerektiğinde oğlumun bir okul gösterisine katılabilmek için tüm programımı ona göre değiştirdiğim de oluyor. Londra, ardından Kuala Lumpur ve sonra İstanbul'da evimin işime çok yakın olmasına özen gösterdim. Şu anki rolümde farklı lokasyonlarda çalıştığım için bu plan her gün tam olarak işlemiyor ama yine de trafikte kaybettiğim vakti en aza indirgemek için günümü dikkatli planlamaya çalışıyorum.

HAFTA SONUM OĞLUMUN
Hafta arası sabahları oğlumu okula göndermeden bir saate yakın, akşam da gününe göre bir iki saat beraber vakit geçirebiliyoruz. Akşamları evimizin koridorunda yumuşak bir topla sadece penaltılardan oluşan bir futbol maçı yapıyoruz. Hafta sonları, vaktimin büyük bir bölümü oğlumla geçiyor. Özellikle yurt dışında yaşarken oğlumun beni iş yerimde ziyaret etmesi hep çok hoşuma gitmiştir. Ofisteki genç kadınlara, "Bakın siz de hem anne, hem kariyer sahibi olabilirsiniz" diye örnek olmak da hoş oluyordu. Ne olursa olsun insanın önce kendisini sevip, sağlığına dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Üstelik sağlık olmazsa ne ailemize ne çalıştığımız kurumlara faydamız olmaz. Yediğime, içtiğime, uykuma, düzenli yoga yapmaya özen gösteriyorum."

Kızımın okuldaki son gösterisini unutmuşum
Pınar Mavituna Shell Orta Avrupa, Akdeniz ve Afrika Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü

Dokuz yaşındaki ikiz oğulları ve altı yaşındaki kızıyla hayranlık uyandıracak bir kadın Pınar Mavituna... "Yarı ofis yarı ev bazlı çalışarak onlarla daha fazla zaman geçirmeye gayret ediyorum." diye anlatıyor durumunu. "Kadınlar birden fazla farklı işi mükemmel yapabiliyorlar. Kızım doğduğunda evde üç yaşın altında üç çocuğum vardı ve işlerim çok yoğundu. Toplantılar, kampanyalar, hazırlanması gereken sunumlar vs derken bir de üzerine evde sürekli ilgi bekleyen üç çocuk... Gerçekten çok yorucu zamanlardı. Ama ben koşturmacayı heyecanı seven bir insanım. Bir şekilde olayları akışına bırakıp, sorgulamadan her sorumluluğun altından kalkmaya çalıştım. Yoğun bir program içinde veli toplantılarını, özel günleri kaçırdığım oluyor. En son okulda kızımın gösterisini atlamışım. Okuldan aramışlar ama toplantıda olduğum için zamanında dönememişim. Sonra diğer velilerden onun gösteri sırasındaki resmini görünce çok kötü hissettim. Oğlum anaokulundayken havale geçirmiş ve acile kaldırmışlar. Ben iş sebebiyle Kanada'daydım. Eşim hemen olaya dahil olmuş ve sabaha kadar yanında beklemiş. Ben 4-5 gün sonra döndüğümde duydum. Ne kadar üzüldüğümü ve kendimi suçladığımı tarif edemem. Ama hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve gelen her zorluğu sevdiklerinizle beraber aşmayı öğrenmeniz gerekir. Devamlı evde oturan bir kadın olsam, bundan çok mutlu olmayacağımı ve o mutsuzluğun onlara yansıyabileceğini anladıklarını düşünüyorum. Eşimin desteği olmasa ben hiçbir şey yapamazdım. Eşim mükemmel bir baba. Onun da yoğun bir çalışma temposu var ama biz kendi aramızda güzel bir delagasyon yapıyoruz. Çocuk sahibi olmak kariyenizde yükselmek için bir engel değil tam tersi bir zenginlik. Çocuklarla birlikte bir çok şeyi öğreniyor ve olgunlaşıyorsunuz. Evinizde huzurlu ve mutlu bir ortamınız varsa işte de başarılı olmanız kaçınılmaz."

Benim annem büyük müdür
Arzu Aslan Kesimer Tat Gıda Sanayi Genel Müdürü

İki kızı var. Büyük kızı bir üniversite öğrencisi, diğeri henüz altı yaşında. "Aslında dört çocuğum olsun isterdim ama herhalde o kadarı bu tempo ile biraz zorlardı" diyor. "Çocuklarım benim yaşam enerjimi, başarı azmimi artırıyor. 14 yıl sonra doğan ikinci kızım beni yeniden şarj etti. Büyük kızım artık üniveriste öğrencisi. Instagram'daki hesabı için mekan keşifleri yapıyoruz hafta sonları. Ece'nin yeme-içme mekan keşiflerinin bir parçası olmak hem onunla paylaşımımızı artırıyor hem de ben sosyal medyanın gücünü ve gençleri anlamada aşama kaydediyorum. Naz ile ise yarım saatlik tamamen ikimize ait hiç kimseyi katmadığımız bir anne kız saatimiz var. Geçiyoruz odaya, sadece ikimiz konuşuyoruz. İş hayatı elbette zor. Herkes için zor. Dünya git gide daha zor bir yer haline geliyor. Bu zorluklar içinde kadının rolü hem çoklu hem de zorlu. Anne, eş, evlat, ev idarecisi, iş idarecisi, arkadaş, vatandaş pek çok şey... Öğrendiğim şu: Evet çok rolümüz var ama hepsini harika yapacağız, dört dörtlük olacağız diye bir kural yok, mükemmel anne diye bir şey yok." Kariyerimin başında Ece'yi büyüttüğüm yıllarda çok zorluklar yaşadım. Çünkü o zamanki görevim çokça uluslarası seyahat gerektiriyordu. Hafta içi seyahatte oluyordum. Ece'yi çok özlüyordum. Hafta sonlarını sadece Ece'ye ayırırdım. Şimdi geriye dönüp bakınca bol bol gezdiğimizi; İstanbul kazan biz kepçe eğlenerek dolaştığımızı hatırlıyoruz ikimiz de. Bugün biliyorum ki Ece benimle, işimde geldiğim yerle, benim mücadelemle gurur duyuyor. Benden övünçle bahsediyor. Ben de onunla gurur duyuyorum. O farkında olmadan 20 yıldır bana destek oluyor. Birkaç yıl önce, iş seyahatim nedeniyle yurt dışındaydım ve Ece de çok önemli bir sınava girecekti. Onun sınavı başaracağıyla ilgili hiç endişem yoktu ancak sabah erkenden arayıp, sesini duyup, başarılar dilemek istedim. İyi ki de aramışım, ben aramasam uyuyakalıp sınavını kaçıracakmış! Küçük kızım Naz ana sınıfında iken meslekler konusu işlenirken sormuşlar "annen ne iş yapıyor ?"diye. "Benim annem büyük müdür" demiş gururla. "Peki, büyük müdürler ne yapar?" sorusuna da Naz, "Sütü kutulara koyar, domatesleri toplayıp ketçap yapar; bir de buğdaydan makarna yapar" demiş. Bazen keşke sen de diğer anneler gibi hep evde olsan, diyor; sonra biraz duraksayıp "Ama o zaman başkası mı büyük müdür olur? Yok tamam anne, sen büyük müdür ol, ben seni çok seviyorum" diyor..."

Toplantıyı bırakıp eve koştum
Selen Kocabaş Mentora Platformu Üyesi

Selen Kocasaş'ın 18 yaşında bir oğlu var. Doğumuna üç gün kalaya kadar işyerinde olan bir kadın yönetici o. Ama bir yandan da her akşam oğlunu görmek için, birlikte tatiller yapmak için fırsat yaratan biri. "Ben tempolu çalışan bir kadın oldum hep... Sarp da küçükken bize uyum sağladı. Kadın olarak iş dünyasında çok zorluk çektim desem yalan olur. Bulunduğum ortam ve çalıştığım şirketlerde hep hedeflerim oldu. Annelik bambaşka bir şey. Sarp bir yaş civarındaydı sanırım, evde oyun park vardı o zamanlar... Parkında oynarken içinde küçücük topcukları olan bir oyuncağını sallarken kırmış ve içindeki renkli renkli topcukların bir kısmını yutmuştu. Benim de iki günlük, şirket dışında yönetim katılımlı bir toplantım ve tüm gün sunumum vardı. Ana rol bendeydi , özetle pek çok şeyin beni o ortamdan uzaklaştırması imkansızdı ancak evden haber geldiğinde neredeyse uçarak hastaneye yetişip midesini yıkattık. O süreçte ekip arkadaşlarım beni çok güzel tamamlamışlardı. Birkaç saat sonra ise yine geri dönmüştüm toplantıya...

PEMBE ZAMANLAR ŞART!
"Fazla çalışkan bir kişi oldum her zaman erken işin başında olurum, daima planlı, disiplinli olurum, gereken zamanı veririm, detay hakimiyet gerekiyorsa o detaya girerim. Ancak planlı olursanız iş zamanında dahi ajandanıza içeriğini boş bıraktığınız pembe zamanlar yaratabiliyorsunuz. Bu zamanlarda bir sabah çocuğunuzu sizin keyifle okula bırakabilirsiniz, kendinize zaman ayırıp Beyoğlu'nda bir iki saat nefes alabilirsiniz... Güzel anılarım var oğlumla; Sarp üçüncü sınıfta. Öğretmenimiz acil veli toplantısına bizleri çağıracak. Hepinizin annesini bu toplantıya bekliyorum deyince, Sarp, "Benim annem çok yoğun çalışıyor. O gelemeyebilir ama babam mutlaka gelir" demiş. Öğretmeni beni arayıp 'Sarp'a sürpriz yapalım, hadi ayarlayın siz gelin' demişti."

Benzer Haberler

loading...



Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder