YENİ TÜRK MEDENİ KANUNU HÜKÜMLERİ
KADIN VE ERKEĞE EŞİT SÖZ HAKKI
Yeni Medeni Kanunu’nda aile reisliği kavramı kaldırılmış ve eşlerin evlilik birliğini beraberce yönetecekleri şeklinde düzenlenmiştir. Eşler evlilik birliğini temsil etmede eşit haklara sahip. Eski kanunda evin her türlü geçimi erkeğe aitken artık kadın da gücü yettiğince eve maddi destek sağlayabilecek. Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her birinin diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabileceği kabul edilmiştir. Eşler, oturacakları evi birlikte seçme hakkına sahip olacaklar. Yürürlükteki yasada, kadının, kocanın belirlediği evde oturma zorunluluğu bulunuyordu. Eşlerden her biri meslek ve iş seçiminde serbest olacak.
KIZLIK SOYADI
Yeni yasa kadınlara evlendikten sonra isterse kendi soyadını kullanabilme hakkını da tanıyor. Evlenen kadın, isterse kocasının soyadının yanı sıra kızlık soyadını da kullanabilecek.
EVLENME YAŞI
Yeni yasada kadın ve erkeğin evlenme yaşı da eşitlendi. Daha önce erkeklerde 17, kadınlarda 15 olan evlenme yaşı her ikisi için 17 yaşın doldurulması şartına bağlanıyor. Mahkeme kararıyla evlenme durumunda 16 yaşını doldurmak şartı getirilmiştir. Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler. Aile cüzdanı olmadan, dini nikah yapılamayacak. Dini nikah ancak resmi nikah kıyıldıktan sonra kıyılabilir (TMK, madde 143). Resmi nikah yapmadan sadece dini nikah yapmak veya resmi nikahtan önce dini nikah yapmak suçtur (TCK, madde 237/3-4). Bu maddeye göre resmi nikahın kıyıldığını gösteren resmi belgeleri görmeden nikah kıyanlar da kıydıranlar da cezalandırılır. İmam nikahı kadına yasalar karşısında her hangi bir hak tanımaz. Kadın eşinden ayrıldığı takdirde nafaka talep edemez, mirasta pay sahibi olamaz. 
Hiç kimse zorla evlendirilemez. Kişi küçük de olsa öncelikle kendi izni alınır. Kişi yasanın evlenmek için aradığı yaştan büyük ise nikâh memurunun önünde hayır diyebilir ve kimse kendisini evet demeye zorlayamaz. Zorlandığı durumda savcılığa suç duyurusunda bulunabilir. Bir genç kız zorla evlendirilmiş ise cinsel birleşmeyi reddedebilir. Eğer zor kullanılarak bu birleşme yapılmaya zorlanırsa savcılığa suç duyurusunda bulunabilir.  Zorla evlendirildiği için TMK’nın 149, 150 veya 151. maddelerine dayanarak evliliğin iptali davası açabilir. Bu dava evlenme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açılmalıdır (madde 152). 
Nişanlanma ve evlilik sırasında kadına hediye edilen şeyler kadına aittir. Dava yoluyla dahi kadından geri alınamaz. Evlilik öncesinde “mehir” senedi hazırlanmışsa, bu senette belirtilen malların kadına ait olduğu yasalarca da kabul edilmektedir.
KONUT
Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır. Eşler birlikte yaşarken veya haklı bir sebeple ayrı yaşarken duruma göre hakimden kendisine tedbir nafakası bağlanmasını, konut ve ev eşyasından yararlanma hakkı verilmesini isteyebilir.
 
Düzenlenen yeni yasa ile evinize aile şerhi koydurarak sizin rızanız olmadan ve eşiniz sizden habersiz olarak evi satamaz, devredemez ve kira sözleşmesini feshedemez. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hakimin müdahalesini isteyebilecektir.
 
BOŞANMA
Medeni Kanuna göre kadın ve erkek için boşanma nedenleri farklılık göstermez, her iki taraf için de aynıdır. Boşanma nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:
1. Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir (madde 161). Zina eylemi (sadakatsizlik) nedeniyle geçimsizliğe dayanarak boşanma davası açmak mümkündür. Dava açma hakkı olan eşin, zina olayını öğrendiği günden başlayarak altı ay içinde, ve zinanın yapıldığı tarihten itibaren her durumda dava açmaya hakkı vardır. Beş sene geçince dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. 
2. Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir (madde 162). 
Boşanma nedenini öğrendiği tarihten itibaren altı ay ve her durumda, boşanmaya yol açan olayın meydana geldiği günden itibaren beş sene içinde dava açmayan eşin dava hakkı düşer. 
Affeden tarafın dava hakkı yoktur. 
3. Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir (madde 163). Örneğin; hırsızlık, adam öldürmek, zorla fuhuş yaptırmak vs.Bu ve benzeri birçok durumda boşanma davası açmak mümkündür. 
4. Eşlerden biri, evlenmenin kendisine yüklediği görevleri yerine getirmemek için eşini terk ettiği veya haklı bir  neden olmaksızın evine dönmediği takdirde, ayrılık en az altı ay sürmüş (dört ay ayrı yaşama, iki ay da ihtardan sonra eve dönmeyi bekleme süresidir) ve devam etmekte ise, terk edilen eş boşanma davası açabilir. Diğerini evi terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın eve dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır (madde 164). 
Davaya hakkı olanın isteği üzerine hakim, diğer tarafa, iki ay içinde eve dönmesini ihtar eder. İhtar, gerektiğinde ilanen (gazete ilanıyla olduğu gibi) yapılır. Ancak, ayrı yaşama süresi dört ayı doldurmadıkça ihtar kararı verilmesi istenemeyeceği gibi, ihtar kararının karşı tarafa ulaşmasından itibaren iki ay geçmedikçe boşanma davası açılamaz. 
5. Cana kastta boşanma nedenleri arasındadır. Pek kötü davranış ve onur kırıcı davranışlar da boşanma sebeplerinden diğerleri. Örneğin, dövmek, eziyet etmek, zorla cinsel ilişki kurmak, ağır hakaretlerde bulunmak gibi davranışlar pek kötü davranış arasına giriyor. Onur kırıcı davranışın yorumu asıl olarak yargıca bırakılmıştır. Örneğin, kocanın kadının çalıştığı işyerine veya katıldığı kurs yerine gelip ona hakaret etmesi onur kırıcı bir davranış olarak kabul edilir.
6. Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hale gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir (madde 165).
7. Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir (madde 166). 
“Terk” dışında kalan bütün diğer boşanma nedenleri, aslında genel boşanmanın kapsamına da girmektedir. Bunun yanı sıra, boşanmaya yol açabilecek birçok neden bu maddenin kapsamına girer; sevgi ve saygının bitmesi, kadının gelirinin zorla elinden alınması, aşağılama, eşin suç işlediğini ihbar ederek cezalandırılmasına yol açmak gibi. Ancak madde 166 dışındaki boşanma maddeleriyle dava açıldığı takdirde, boşanma daha hızlı ve daha kesin olarak gerçekleşir. Genel boşanma maddesi ile dava açmak, hakimin takdir yetkisini artırmakta, davaların uzamasına neden olmaktadır.
Boşanma davalarında, taraflardan birinin isteği doğrultusunda hakim davanın gizli olarak sürmesi kararını verebilecek. Boşanma durumunda eşler aile konutu ve ev eşyasını kimin kullanacağı konusunda anlaşamazlarsa, hakim, eş ve çocukların geleceğini göz önüne alarak adil bir karar verecek. 
BOŞANMADA TAZMİNAT, NAFAKA ve VELAYET
1)    Maddi ve manevi tazminat
Madde 174 - Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir 
TMK 174 md. hükmü gereği maddi tazminat talebinin kabulü için;
·         zararının mevcut olması,
·         talep eden şahsın kusursuz veya daha az kusurlu olması ve
·         tazminat istenen eşin kusurlu olması gerekmektedir
 
2)    Yoksulluk nafakası 
Madde 175 Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir."
TMK 175. md. hükmü gereği yoksulluk nafakası talebinin kabulü için;
·         talep edilmesi, 
·         talep edenin boşanma yüzenden yoksulluğa düşeceğinin belirlenmesi,
·         talep eden şahsın kusurunun daha ağır olmaması gerekmektedir.
 
 3)  Boşanmada Velayet
Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, anne ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, anne ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. Öncelikle küçük çocukların anne bakımı ve şefkatine muhtaç olup olmadıkları göz önünde bulundurulacaktır ve velayet ona göre düzenlenecektir. Velayet kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
Anne veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hakim, resen veya anne ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.
 
Boşanma da iştirak nafakası, Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Boşanma ile birlikte talep edilen nafaka ve tazminat talepleri, boşanmanın eki niteliğinde olup ayrıca harca tabi değildir. Ancak kişisel alacak, eşya ve ziynet alacakları v.s talepleri ayrıca harca tabidir.
 
Boşanma halinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur ancak evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hakimden bekarlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir. Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hakim, kocasının soyadını taşımasına izin verir.
 
MAL REJİMİ
Yeni düzenlemede “edinilmiş mallara katılma rejimi”, yasal mal rejimi olarak kabul ediyor. 
Evlilik birliğinin boşanma, ölüm veya diğer sebeplerle sona ermesi halinde “edinilmiş mallara katılma”, yasal mal rejimi olarak kabul edilmesine karşın, eşler istedikleri takdirde “mal ayrılığı”, “paylaşmalı mal ayrılığı” ve “mal ortaklığı” rejimlerinden birini mal rejimi sözleşmesi yaparak seçebilecekler. 
Edinilmiş mallara katılmada iki tür mal esas alındı. Buna göre, “kişisel eşya, mal rejimi kurulmadan önce kazanılan mallar, miras olarak kazanılan mallar, manevi tazminat alacakları, kişisel malların yerine geçen mallar” kişisel mallar olarak sıralandı. 
Edinilmiş mallar, “çalışma ile elde edilen kazanç, sosyal güvenlik, sosyal yardım ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulmuş sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş mallar yerine geçen değerler” olarak tanımlandı. Mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılacak. Ancak, taraflar evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçeceklerini yazılı olarak bildirebilecekler. 
 
EVLAT EDİNME
Yeni Medeni Kanunda evlat edinme konularında da önemli yenilikler getirilmiştir. Evlat edineceklerin çocuğunun olmaması şartı kaldırılmıştır. Eşlerin en az beş yıldan beri evli olmaları veya otuz yaşını doldurmuş bulunmaları gerekir. Eşlerden biri, en az iki yıldan beri evli olmaları veya kendisinin otuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin çocuğunu evlat edinebilir. Evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuş ise tek başına evlat edinebilir.
  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.